“Şunu bi tık sağa kaydıralım”, “Lakin kelimesi yerine fakatı kullanalım”, “şuradaki cümle gözümü tırmaladı”… Hayır! Markanız dijitalde bu şekilde büyümez! Basit, samimi ve farklı olmalısınız. Bu kadar!

Alın size markanızı dijitalde ileriye taşımanın 9 yolu.

1. Musk Olun 🙂

Tesla, SpaceX gibi firmaların sahibi / kurucusu olan Elon Musk, ilk önce hayal kuruyor, akabinde hedefini belirliyor ve yola çıkıyor. Hayalperestliğin azı yarar, fazlası fazla yarardır.

2. Hedef Kitlenizin Hassasiyetine Duyarlı Olun

Bir giyim firmasısınız ve hedef kitlenizin %90’ını 20-35 yaş arası kadınlar oluşturuyor. O halde çağımız gerçeklerini de baz alarak hayvan haklarına biraz daha saygılı olmanız ( Örneğin hayvan kürkleri, derileri vs ), kadın haklarını ise tam anlamıyla sindirmiş ve bu konuda tabiri caizse feminist olmanız gerekmektedir. Bunu satış için mi yapmalısınız yoksa inandığınız değerler bunlar ve markanızı bunun üzerine mi oturtmalısınız? Bence bu soru cevabı belli olanlardandır. Zira 2017 yılı itibari ile son tüketiciler samimiyeti anlıyor ve buna değer veriyorlar.  ( Bkz: sosyal medyada linç edilen markalar / ünlüler )

 

3. Doğru Markalarla Çalışın

Ünlü bir yazar ve aynı zamanda girişimci olan Jim Rohn’un da söylediği gibi: “En çok vakit geçirdiğin 5 kişinin ortalaması bir hayata sahipsin”. Dolayısı ile markanın kendi hizmetleri, ürünleri, yüzleri kadar önemli olan bir diğer detayda markanın ”partnerleri”dir. Mercedes’in bazı modellerinde Renault ile ortak çalışması, Burger King’in reklamlarında Coca-Cola ile yer alması güzel örneklerdendir.

4. Fayda Konusu Önemli

Markanızı / ürününüzü anlatırken insanlara/hayata bir faydası olmalı. Bu konuda hem fikiriz sanırım. Lakin bunu ne şekilde sunduğunuz çok önemli. Sadece sakalları kesen bir tıraş bıçağı mı satıyorsunuz yoksa tıraş olduktan sonra çocuklarının babasının pürüzsüz yüzünü okşamasına sebep olan bir tıraş bıçağı mı? Algı önemli.

5. Değişen Kullanıcı Alışkanlıklarını Kaçırmayın

X,Y,Z kuşağı… Bunların hiç birisi hikaye değil, inanın! Bu kuşakların her birisinin alışkanlıkları, sadakat değerleri oldukça farklı. Üretilen içerik miktarı ile zaman akış hızının doğru orantılı arttığı bir gerçeği hiçe saymamak gerekiyor. Maaş için çalışan nesilden, zevk için çalışan nesle evriliyoruz. ”Ne?”ye değil, ”Neden?”e odaklanan bir kullanıcı kitlesi oluştu. O yüzden dünyanın en değerli şirketleri bankalar, petrol şirketleri, araba markaları değil, Apple gibi firmalar. Çünkü bize ürünlerinden çok nedenlerini pazarlıyorlar. Markalarının nedenleri üzerine prestij pazarlaması yapıyorlar.

 

6. Tok Karınla Yaratıcı Olunmaz!

Elon Musk, Mark Zuckerberg, Howard Schultz, Steve Jobs vs vs. yaratıcılıklarının büyük sebebi açlık. Bakın maddi imkansızlıklar demiyorum, karın açlığından bahsetmiyorum. Zihinsel açlıktan bahsediyorum. Bu insanların duyduğu tatmin olma ve haz duygu sınırları bizlerden çok ama çok yükseklerde. Hal böyle iken sürdürülebilir bir başarıdan, durmadan ilerlemekten, sonuçtan değil de süreçten bahsedebiliriz. Şu an hayatımızda var olan birçok gerçeğin yaratıcıları emin olun hafta sonlarını veyahut günlerinin 3 saatini, ”acaba bugün ne yesek, bugün ne giysem, yarın kimle nerde buluşsam” gibi sorunlarla harcamadılar ve harcamıyorlar. Bu adamların tek bir ortak yönü var, ”odak”!

 

7. Nerede Hareket Orada Bereket

Rakip olmayan yerde, rekabet olmaz. Rekabetin olmadığı yerde hareket, bereket olmaz. Apple ve Microsoft’un birbirlerine atışta bulunduğu reklamları hatırlıyoruz değil mi? Son zamanlarda Mc-Donalds ve BurgerKing atışmalarına da şahit oluyoruz. Yıllardır ülkemizde Eti ve Ülker arasındaki kıyasıya rekabete ve ebedi dostluğa da şahit oluyoruz. Rakip demek, ek bilinirlik, kalite rekabeti, bakış açısı demektir. Dolayısı ile pazar hacminin daha büyük kitlelere ulaşması demektir. Rakipleri doğru seçmek ve doğru adımlarla atakta bulunmak ise en önemlisidir. ”En iyi dost, sana açığını söyleyendir.”

8. Alanınızda Otorite Olun

Sina Afra, ismini sektörümüzde uzman olarak tanıtabilmeyi başarmış kişilerden. Ebay, GG, Markafoni gibi başarılı deneyimleri mevcut. İnsanlara sektör hakkında ve yaşamları hakkında bir otorite olarak öneriler sunuyor, yol gösteriyor. E-Spor gibi yeni trendlerin de öncülerinden aynı zamanda. Otorite kimliğini bu tarz niş alanlara yansıtıp elde ettiği gücü bu şekilde pozitif olarak kullanabiliyor.

9. Pazarlamanın İlk Adımı ”WOM”

Son maddeye ilk adımı bilerek bıraktım. Açıkçası çok fazla uzatıp sürekli tekrar eden bilgileri vermek istemiyorum. WOM Marketing: Word Of Mouth Marketing yani, her ne kadar ”ağızdan ağıza pazarlama” olarak Türkçe’ye çevrilmiş olsa da ”Kulaktan Kulağa Pazarlama”.

 

Püf noktası mutluluk, memnuniyet olan ve ”şikayetinizi bize memnuniyetinizi arkadaşlarınıza” şeklinde ilerleyen pazarlama biçimidir. Günümüzde en iyi örneği ”Mahalle baskısı” ”prestij” gibi alt kavramları da ekleyerek şüphesiz Apple’dır. Yakın zamanda bu topraklarda yaşadığımız en iyi örneklerinden birisi ise ilk aklıma gelenlerden olan ”Babam ve Oğlum” filmidir. Asıl mesaj şu: Projeye milyon liralar harcasanız da, pazarlamaya milyon liralar dökseniz de benim baz aldığım en büyük etken ”kankamdır.”. Hatta ve hatta ”kankam” bana önerdi, üstüne bir de ”Google”da ufak bir arama yaptım ve ilk 3-4 sayfanın büyük çoğunluğunda bu kişi / ürün / marka ile alakalı içerikler görüyorsam, hele bir de bunların büyük çoğunluğu pozitif ise, işte o zaman ben bunu alırım!

Bonus olarak bu görseli incelemenizde fayda var. Araştırmaya göre tüketicilerin %68’i ailelerinin veyahut arkadaşlarının tavsiye ettiği ürünleri alma eğilimindedir.

RDY

RDY

Leave a Reply